YORGUNLAR RIHTIMI

Ne zaman durulur ne zaman dinlenir ruhumuz bilmiyoruz ama yorgunluklarla geçiyor ömrümüz. Yaşam gayesi ayrı tasası ayrı dahası yaşamaya çalışmak apayrı. Sadece kendi yaşantımız da değil diğerlerininki de yoruyor insanı bir yerde.

Eşin dostun derdi bizimde derdimiz oluveriyor. Sonra bir bakmışız dünyayı sırtlanmış ömrümüz. Yorgunluklar ve yılgınlıklarla tükenmiş gidiyoruz.

Ne zaman geçer yorgunluklarımız bilinmez. Şunu da yapayım derken buluruz kendimizi. Bir es vermeden bir nefes almadan arka arkaya söylenen şarkılar gibiyiz. Bir nefeslik ömre kaç nefes sığdırmış oluyoruz.

Yorgunlar rıhtımı gibi gönlümüz. Dünyaca yolumuz var yürünecek. Geçilecek veya yıkılacak köprülerimiz var daha. Gemileri de yakıp gitmemiz ihtimaller dahilinde.

Bir serüvenden diğerine koşar adımlarla atlıyoruz. Nereden geldik diye geriye bakmadan, nereye gidiyoruz diye ileriyi görmeden uçar adımlarla aşıyoruz ömrümüzü.

Bu kadar yorgunluğun ve işin gücün arasında da keyif sürmeye halimiz olmuyor maalesef. Geçerken kaçırdığımız manzaralar, yolumuza eşlik edebilecek insanlar ve bir dolu şey biz farkına varmadan geçip gidiyor yanımızdan.

Bizse hala günlük telaşlarda yorgun ömrümüze bir çizik daha atıyoruz solup giden takvim yapraklarına.

Tutarsız ve umarsız geçen bir hayat misali işte bir o daldayız bir bu dalda. Harcanan yaşantımızı seyre dalmışız, ufkun o en derin tonunda.

Geride pişmanlıklar, yılgınlıklar, kırgınlıklar, sevinçler, mutluluk gözyaşları bırakmışız ama bunları bırakırken de bir hayli yormuşuz kendimizi.

Öylesine yaşamışız işte birilerinin hayatın da veya uzağında.

Bir de bakmışız dermanımız yok ne bir selam göndermeye ne bir kelam almaya.

“Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.

Seyir defterini başkası yazsın.

Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.

Beni o limana çıkaramazsın…” şarkısına eşlik ederek yorgunlar rıhtımında yaşamaya ve bu hale alışmaya devam ediyoruz.

Yazar ve Şair Betül FIRAT

Yorum Yap