HİSSETMEDEN YOZLAŞMAK

Kendimize ne kadar yabancılaşırsak o kadar uzaklaşıyoruz özümüzden. İyi özelliklerimizi tek tek kaybediyoruz sanki. Ruhumuz çekildi, eski ruhumuz da yok sanki.

Toplum olarak kültürüne sahip çıkan ve belli bir ruha sahip olan bir milletiz. Tutkumuz vardı bir kere.

En azından özümüzü yitirmemiştik daha ama son zamanlarda hem benliğimizden hem de toplumdan uzaklaştığımızı söylemek mümkün.

Farklı toplumlara özenmek ve taklit etmek, gelişen bilgi ve teknolojileri bilim ve araştırma için değil de eğlence için kullanmak, yeni dönem yayınlarıyla birlikte kültürümüze sızmaya çalışan bir dolu şeyle karşılaştık.

Yeni bir dil gelişmiş gibi gelse de ana dilimiz dejenerasyona uğramakta. Bunu fark etmesek de içimize işlediğini bir süre sonra konuşmalar arasında kullandıkça anlayacağız. Kısaltmalar, değişen selamlaşma yöntemleri vs. hepsi günlük yaşantımızda bilinçli olmadığımız konular.

Bir gelişme size bir şey katıyorsa güzeldir ve yararlıdır. Bunun dışında öz benliğinize zarar verecek ve sizi siz olmaktan çıkaracak her türlü girişim zarar vermektedir.

Toplumların ilk sahip çıkmaları gereken şey ana dilleridir. “Ana dilini kaybeden, kimliğini kaybeder.” sözünü hatırlamak gerekir. İnsanlar ana dilleriyle var olur ve kendilerini geliştirmek için yabancı dil öğrenirler. Yabancı dil ile iç içe geçmiş bir ana dilden herkes rahatsız olacaktır.

Sadece ana dil konusunda değil topluma yeni giren ve kültürümüzle alakası olmayan birçok alışkanlık da girmeye çalışmakta. Bize özendirilen veya dayatılan farklı kültürün özellikleri yavaş yavaş yerleşmeye çalışmakta. Bir şey alışkanlık olduysa da artık bununla yaşamanız gerekmekte.

Özümüzde beğenmediğimiz özellikleri değiştirebiliriz; mesela kan davası gibi. Ama diğer yandan yemek kültürümüz, misafirperverliğimiz ve insan ilişkilerimiz kendimize hastır; hatta eşyalarımızın bile bir tarihi ve dili var. Neden kaybetmek için çaba harcarız ki bunları?

Bizi biz yapan değerlerden uzaklaştıkça veya bu değerleri kaybettikçe gittikçe yozlaşmaktayız.

Belki de hissetmeden yozlaşıyoruz; sürekli algımız değiştiriliyor veya algımızda yer ediyordur.

Benliğimizi kendimiz korumazsak bizim yerimize kimse korumayacaktır.

Bu gelişmeyelim veya modernleşmeyelim anlamına gelmez; dünya değişiyor ki bizim değişimimiz kaçınılmaz. Değişip gelişirken özümü koruyalım; özellikle de ana dilimizi.

Yoksa bir süre sonra kendi toplumumuzda değil yabancı bir yerde yaşıyormuşuz hissini yaşamak olası.

Özellikle de hissetmeden yozlaştırılmalara karşı önlem almak gerekli.

Yazar ve Şair Betül FIRAT

Yorum Yap